Androjen Reseptörleri - Iron and Breath

Androjen Reseptörleri

VÜCUT GELİŞTİRME ANTRENMANINDA ANDROJEN RESEPTÖRLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE BUNA BAĞLI ETKİLERİN POTANSİYEL SONUÇLARI

“Kuram, gözlem ve deney arasında sıkı bir iş birliği olduğu zaman bilim hızla ilerler. “
D.N. Schramm
Sky&Telescope, Oct. 1991

Bu ayki makalelerimizden birisini Amerika’da ateşli tartışma konularından birisi olan androjen resptörlerinin antrenman sonuçlarına olan etkilerine ayırıyoruz. Yapılan son araştırmaların sonuçlarına istinaden bu konunun antrenmandan elde edilecek sonuçlara sanılandan çok daha fazla etki ettiği sanılıyor. Yazımızda sırayla androjen reseptörlerinin görevleri, testosteron-reseptör ilişkileri, antrenman-reseptör etkilenimleri, sürantrenman ön tanı yöntemi ve kısaca reseptör baskılayıcı iki önemli maddeye ilişkin deney sonuç örnekleri ve bu örneklerin yorumlarını bulacaksınız. Bunun ardından tüm makalelerimizde olduğu gibi ana sonuçları maddelediğimiz ‘sonuç bildirisi’ mevcut.

ANDROJEN RESEPTÖRLERİNİN POZİTİF VE NEGATİF ETKİLERİ

Yapılan yeni araştırmalar ışığında kas hipertrofisinin androjen reseptörlerinin lokal aktivitasyonu ile bağlı olduğunu görüyoruz. Laboratuar ortamında myostatin oranı baskılanmış farelerin baskılanmayanlara oranla daha yoğun ve hızlı kas geliştirdikleri görülüyor. Myostatin kas gelişimini baskılayan genin ismi. Kasların yavaş gelişiminden büyük oranda bu genin sorumlu olduğu sanılıyor. Aktivitesi bloke edildiği anda yapılan deneylerde inanılmaz ölçü ve kuvvet sonuçlarına ulaşıldığı rapor ediliyor. Bu konu ile ilgili geniş bilgiyi önümüzdeki aylarda vermeyi düşünüyoruz. Burada bizi ilgilendiren esas nokta Myostatin’in baskılanmasından sonra gelişen olgu: Bu maddeyi ne denli baskılarsak baskılayalım kas hipertrofisini maksimal seviyede tutabilmek ve sürekli gelişim sağlamak için ihtiyacımız olan madde yine aynı.
Testosteron. İşte androjen reseptörleri bu noktada devreye girmektedirler. Testosteron’un transferazını sağlamak. Androjenik hareketler ve testosteron’un hücre aktivitasyonuna girmesi büyük oranda bu reseptör etkinliğine bağlı. Reseptörler hedef hücrelerin sitoplazmik kompartmanlarında etkinlik gösteriyorlar. Androjen reseptörlerinde en ufak bir bozukluk veya sekte, testosteron’un kas hücrelerine geçirgenliğini etkileyeceğinden antrenman bazında ilk etki şüphesiz kas ölçüsü üzerinde negatif olarak görülecektir. Yapılan deneylerinin bir çoğunda reseptör aktivitasyonu bloke edilen deneklerin ilk etkilerinin libido ve kas kütlesi kaybı olduğu görülmüş durumda(5) buradan çıkaracağımız ana sonuç şüphesiz ölçü-kuvvet kazanımı için testosteron’a ihtiyaç olduğu. FAKAT daha önemlisi ve ötesi ; Bu testosteron’un ne kadarının hücre bazında değerlendirildiği daha doğrusu “değerlendirilebildiği “.

Androjen reseptörlerinin önemi doğumla başlar. Ergenlik Döneminde maksimal önem kazanır. Azlık durumunda testosteron tam olarak değerlendirilemediği için erkek karakteritik özelliklerinin fiziksel gelişimi tamamlanamaz. Kas ve kemik dokusu tam ve yoğun olgunluğa erişemez ve spermatogenez bozuklukları ortaya çıkar.erkek türünde bu problemlerin baş göstermesi durumunda endokronal yardım gerekir. Aynı şekilde erkeklerde ileri yaşlarda yoğun androjen yapımı da ciddi yan etkilere sebep olmaktadır. Bunlardan birincisi DHT’ye bağlı prostat kanseri riskidir (DHT’nin açılımı konu devamında mevcut). 40 yaş sonrası erkeklerin ve yoğun steroid alan erkek sporcuların hepsi düzenli kontrol altında tutulmalıdırlar. Saw palmetto, Pumpkin seed oil, Bearberry extract, B-6 vitamini ve soğuk pres Zeytinyağı supplemental olarak değerlendirilmelidir.

Ana fikre ve genel görünüme kısaca değindikten sonra konuya yine supplement bazında bir ara gelişmeyle devam etmek istiyoruz. Bazı maddelerin ve avena sativa ,tribulus ,longjack vb. ve bazı doğal sterollerin testosteron seviyelerini belirli bir süre yükselttiğine dair bazı bulgular mevcut. Diğer yönden bazı yeni araştırmaların ışığında yağ mobilizasyonuna etkisinden dolayı geniş kullanım alanı bulan L-Carnitine’in de androjen mekanizmasına yoğun etki ettiği bulunmuş durumda. Sonuçlar çok ilginç. Amerika’nın tanınmış antrenman fizyolojistlerinden William Kraemer’in rapor özetlerinde L-Carnitine kullanımının ortaya çıkardığı ilginç bir etkinlik var. Kendi ağzından aktarıyoruz “…değerlendirmek istediğimiz tamamen bambaşka bir olguydu. Sonuçlar bambaşka oldu. L-Carnitine’in uzun dönem etkilerini incelemek istiyorduk. Ama aldığımız detaylı sonuçlarda çok değişik bir sonuç ilgimi çekti. 21 günün sonunda her gün aldığım detaylı sonuçlarda günde 2 gram L-Carnitine verilen erkek deneklerin androjen konsantrasyonlarında müthiş yükselmeler görüyordum. Diğer yönden ve daha da önemlisi reseptör geçirgenliği artmış(!) ve serum testosteron’un metabolizma tarafından kullanımı ve değerlendirimi de hız kazanmıştı. Sebebini hala tam olarak bilmiyoruz ama görünüm bu. “(10)

Diğer yönden yapılan araştırmalarda göze çarpan çok daha ilginç bir tablo var ; Egzersize tabi tutulmuş kaslardaki androjen reseptörleri sayısı ve aktivite yoğunluğu da elde edilecek sonuçlarla bire bir ilişkili. Yani bu reseptörler vücudun her yerinde aynı oran ve yoğunlukta bulunMuyorlar. Dolayısı ile androjenik etkilerin yoğun olduğu lokalizasyonlarda testosteron aktivitesi de yoğun olcaktır. Deney ortamında farelere verilen androjen antagonisti(baskılayıcısı) Flutamid’in ilk olarak testis ve penis çevresinde yoğun etkinlik yarattıkları gözleniyor.(31) Bilindiği üzere bu bölge androjenal açıdan en yoğun reseptör etkinliğine sahip.% 74.
Androjen reseptörleri ve ona ilişkin biyolojik aktivite mekanizmaları kas ölçüsü ve kuvvet kazanımı için testosteron’dan daha önemli aktiviteleri yerine getiriyorlar. Testosteron asla tek başına aktif olamıyor ve reseptör hareketine muhtaç.
Ana konumuza geri dönelim. Metabolizma da süregelen androjenik harekelerin tamamlanabilmesi için reseptör ihtiyacına değindik. Peki bu durum nasıl sonlanıyor? Hücre nükleusunda gerçekleşen bu aktivite iki şekilde sonuçlanır. Birincisi: Şayet daha yoğun androjene ihtiyaç varsa uyarım devam edecektir. İkincisi ise : Bu ihtiyaç sonlandıysa gen kopyalanmasını baskılanacak ve aktivite sonlanacaktır.(7) Burada çok gelişmiş bir geri bildirim mekanizması söz konusu. Bu geri bildirim mekanizması ile ilgili geniş bilgi isteyen arkadaşlarımız genom konusuna daha yoğun eğilebilirler.
Androjen reseptörleri yağ,kas ve sinir hücrelerinde bulunuyorlar. Satellite hücrelerinde yoğun olduklarından hipertrofi etkileri de lokal değişiklik gösterebilmekte. Bu noktada Myogenin isimli maddenin rolü vardır. Myogenin, MyoD grubunun bir ferdidir. MyoD isimli maddeler kas hücresi uyarımında etken.Yani bir tür transformer, dönüştürücü. Sentetik büyüme hormonu kullanımında yoğun aktiviteleri tespit edilmiş durumda, diğer yönden büyüme hormonu tahrikine maruz kaldığında kanserojen karaktere de bürünebilip kanser hücrelerinin çok hızlı gelişimini sağlıyorlar. Myogenin baskılanımı üzerine yapılan bir araştırma da(25) Dr.Lee Drower ve çalışma grubu çok ilginç sonuçlar elde etmişler: Androjen reseptörleri sinyalleri bir süre sonra Myogenin kodlanımını arttırıp gelişim faktörü regülatörü rolüne bürünüyorlar. Şimdi konuya bambaşka fakat bir o kadar da bağıntılı bir konuyla devam edelim. Bazı kas gruplarının diğerlerine oranla daha hızlı geliştiği bir çok sporcunun deneyimlediği bir olgudur. Bunun sebebinin kas gruplarında farklı seviye ve yoğunluklarda bulunan androjen reseptör yoğunluk durumu ile ilişkilendirilebileceğine dair bazı araştırmalar mevcut. Genel olarak kas gruplarının androjen yani testosteron kullanım eşiği ne denli yüksekse ölçü-kuvvet kazanımı da buna paralel olmaktadır. Erkek metabolizmasında yapılan araştırmalarda genel olarak androjen reseptör zenginliğine göğüs ve omuz bölgesinde rastlanırken, bacak adalelerinin daha az reseptöral aktiviteye maruz kaldığını görüyoruz(4)
Burada ilginç bir nokta daha var. Yapılan araştırmaların sonuçlarında testosteron verilen deneklerin en yoğun androjenik aktiviteye yine direkt olarak reseptör yoğunluğu yüksek olan bölgelerde rastlanıyor. Bunun anlamı şu ; yetenekli adele grupları her daim gelişmeye diğerlerine oranla daha yatkın. “Biz bunu zaten biliyoruz. “ diyenler bunun “sebebini “ büyük ihtimalle şimdi öğrendiler.(L-Carnitine’in yeni etkisini de öğrendikleri gibi)

Peki diğer kas grupları neden daha yavaş büyüyor? Problem reseptöral yoğunluğun düşük olması mı? Burada ilk olarak değerlendirmemiz gereken androjen bazında hareket olsa da diğer gelişim faktörlerinin rolünü de göz ardı etmemek gerekiyor. Şayet, reseptöral uyarım yoğun olursa sinirsel iletim de yoğun olacağından durum IGF mekanizmasına değin uzana reaksiyonel zincire dayanıyor. Yani ana iletim bu noktada esas teşkil ediyor ve ne denli güçlü olursa etki-tepki mekanizması da o denli hızlı cevap alıyor ve gelişim sürecinden birincil yararlanılma çıkıyor.
Burada bacak kaslarının durumunu ayrıca ele almak istiyoruz. Çünkü çok ilginç bir deney örneği mevcut. Yapılan araştırmada üç grup ele alınıyor. Bunlar : steroid kullanan ağırlıkçılar, drug free ağırlıkçılar ve normal erkekler. Bu son normal erkekler grubu hayatları boyunca hiç spor yapmamış fakat fiziksel olarak yoğun tempolu mesleklerde çalışan(inşaat-kargo-posta vb.) kişilerden seçiliyor. Araştırmanın amacı üst ve alt vücut bölgelerindeki androjen yoğunluklarının tespiti. Üst vücut için baz alınan kas grubu trapezius olurken, alt vücut için bacağın üst bölümü(vastus lateralis) hedef alınıyor. Androjen aktivitenin en yoğun olduğu bölüm her üç grupta da trapezius olurken çok ilginç olarak yine her üç grubun vastus lateralis adelesinde bu aktivite çok düşük. Ve kişinin kimyasal destek alımının bu aktiviteye hiçbir etkisi de yok.(33) Diğer yönden yapılan bu araştırma da bazı temel değer değerlerin ölçümünün yapılmadığını hatırlatalım(fiber yapısı,zaman vb.)
Burada aynı şekilde Amerika’lı endokronolog Jose Antonio’nun görüşünü de belirtmek istiyoruz. Dr.Antonio bir çok profesyonel sporcunun danışmanlığını yapmaktadır. “testosteron’un androjen reseptör konsantrasyonlarını arttırdığını zaten biliyoruz “ diyor ve devam ediyor “Benim asıl yoğunlaşmak ve dikkat çekmek istediğim konu . Dihydrotestosteone(DHT). Aynı efektivasyonu burada da gözlemliyoruz. Ama buradaki etki normal testosteron’a oranla % 30 daha yoğun. DHT, testosteron’a oranla androjen reseptör geçirgenliğini çok daha hızlı arttırıyor. Yapılan ölçümlerde kısırlaştırılmış erkek sıçanlara testosteron ve DHT verildiğinde, DHT verilenlerin testosteron aktivite ve bağlantı oranlarının çok yüksek olduğunu gördük. FAKAT aynı zamanda yan etkilerin gelişimi de hızlanıyor. Birincil ve en hızlı gelişen yan etki prostat hipertrofisi ve buna bağlı kanser. Bu tür bulgularda testis kanseri de inanılmaz hızlı gelişiyor ve operasyonla temizlediğimiz kanserli bölge yeniden ve hızla büyüyerek ölüme sebebiyet veriyor. Söylemek zorunda olduğum ve söylerken çok üzüldüğüm bir olgu daha var. Bir çok genç sporcunun depot testosteronlarla birlikte oral veya intra muscular yoldan DHT(di-hidro-testosteron) bazlı steroid kullandığını biliyorum. Buradaki amaç depot’tan alınacak yararı yükseltmek. DHT bazlı steroidler hakkında genel kanı sadece testosteron temellilere oranla daha “güvenli “ oldukları şeklinde olsa da iş aslında öyle değil.
DHT bazlı steroidlerin genç yaşta(20-30 arası) prostat ve testis kanseri yapma olasılıkları çok yüksek. 20-22 yaşında sporcularda prostat kanserinin ön bulgularına rastladığımızda geçmişte veya kısa dönem önce mutlaka DHT türevi steroid kullandıklarını duyuyoruz. Bazı genç sporcularda ise impotence vakaları yoğunluk kazanıyor. Bu noktada fiziksel sebepli impotance’in ana sorumlularından birisinin prostat olduğuna dikkatinizi çekerim. “

DHT’nin kimyasal gücünün yüksekliği yapılan zaman bazlı deneylerde de kendini göstermektedir. Normal testosteron ve DHT saat ve etkinlik bakımından karşılaştırıldıklarında ; Testosteron 3-7 saat aktif olurken, DHT 21 saat boyunca metabolizma üzerinde etkinlik göstermektedir.(27) Yukarıda Jose Antonio’nun üzerinde durduğu prostatik hiperplase’nin tam sebebi aydınlatılabilmiş değil ama bunun uzun süreli yüksek testosteron kullanımının etkisi olduğu yüksek ihtimal.
Bu son iki gözlemden iki ana sonuç çıkarmamız gerekirse :
a)DHT artımının testosteron konsantrasyonunu arttırdığı. b) Bu etkinin androjen reseptör yoğunluğu yüksek olan kas gruplarında daha yoğun gözlendiği.

İLERİ YAŞ RESEPTÖR ETKİSİ

Creatine kinase bir tür kas harabiyeti sinyalidir. Egzersiz sonrası oluşan ağrılarla bağlantılıdır. Anabolik steroid kullanan sporcuların tabi tutuldukları testlerde CK oranlarının kullanmayan sporculara oranla daha düşük olduğu gözlemleniyor(39) Anabolik steroidlerin kas büyümesini uyarımları çeşitli yollardan olmaktadır. Bunlardan en önemlileri protein sentezinin, GH oranının ve IGF-1 salınım arttırılması olmaktadır. Uzun dönem şiddet idmanlarında overtraining sendromunun gelişimi gözlenebilir. Bazı durumlarda anabolizan kullanımının bu sendromun önüne geçebileceği düşünülse de uzun dönem etkilerin (long term) etkilerin meydana getireceği tutarsızlıklar bu sendromun teşhisinin gecikmesine de sebebiyet verebilir. Bu durumda kısa dönemde minimal zararla atlatılacak sendrom daha zarar verici ve geri dönüşümü zor olacaktır.
İlerlemiş yaşlarda reseptör aktivitasyonunun azaldığını görmekteyiz. Sağlıklı erkeklerde 40 yaş sonrası ilk olarak DHT seviyelerinde düşüşle gözlemleniyor. Zaten bu dönemde halen yoğun DHT seviyesine sahip erkeklerin prostat ve testis kanseri olma ihtimalleri çok yüksek. Diğer yönden 40 yaş sonrası erkeklerle uygulanan testosteron terapilerinde kas gelişimi bazında alınan sonuçlar 25-30 yaş grubu erkeklere oranla daha yüksek. Yaşın ilerlemesi ile düşüşe geçen DHT fonksiyonlarının yeniden tahriki normal fonksiyon zamanına oranla daha etkili fakat kanser riski de o denli yüksek.

RESİSTANS EGZERSİZİ VE SONRASI ANDROJEN RESEPTÖR İLİŞKİLERİ

Birleşik Devletler’de yayınlanan Journal of Biochemistry and Molecular Biology bu söze ilişkin çok ilginç olgu sunumları mevcut: Bunlardan birisinde üç yıl boyunca ciddi ağırlık çalışıp steroid kullanan bir sporcuyu inceliyorlar.Tek tekrarlık maksimal Squat egzersizine tabi tutulan sporcudan alına biopsi örneklerinde Testosteron’da daha yoğun DHT oranlarına rastlanıyor. Bunun anlamı şu: metabolizma öncelikle mevcut uyarana adapte olabilmek için harekete geçiyor. Burada Darwin’in evrim kuramı devreye girer. Mevcut ortama adaptasyon. Şiddete uğrayan quad adalelerinin sinapslar yoluyla kodladığı mesajların içeriği büyük ihtimalle “Zorlanıyoruz. Bu zorlanmaya karşı yeterli gücümüz ve stoğumuz yok, mevcut kaynaklar yetersiz! Uyumu sağlayacak mekanizmayı derhal harekete geçirin. “ şeklinde.
Sistem kuvvet talep eden bacak kaslarına gerekli olan biyokimyasal destekleri kendi laboratuar rafından çekip çıkarır. Bu madder testosteron,GH ve IGF’tir.

Fakat testosteron’un tam olarak etkinlik gösterebilmesi için öncelikle onu bağlayıcı uyarımın kodlanması gerekir. Ancak bu kodlamayla testosteron tam etkin hale gelecektir. Bu noktada egzersiz mevcut uyarandır ve bu mekanizmanın tetiklenmesi için esas teşkil eder. Yine deney verileriyle devam edelim: 1990’ların ortalarında popüler olan ama günümüzde pek rastlamadığımız bir makine vardı. Salon kıdemlileri ve eski müsabıklar hatırlayacaklardır. Elektrikli kas stimülatörü.
Bu alet kasların üzerine yapıştırılan plastik bandajlarla belirli miktarda titreşim sağlayarak statik kas gerilimi yaratıyordu. Ağırlık idmanının meydana getirdiği kasılımlardan çok daha şiddetlisini ortaya çıkardığı tecrübe edilmiştir. Şimdi göreceğimiz örnek buna ilişkin ve çok ilginç bir sonucu var. Daha önceki yazımızda belirttiğimiz gibi şempanze ve insan türlerinin genom yapısı % 99.9 aynı.Bu yüzden bu deneyde erkek şempanzeler kullanılıyor. Elektrikli uyarım beş gün boyunca devam ediyor. Bu dönemin sonunda alınan örneklerde ilk dramatik değişim AR yani androjen reseptörü bazında tespit ediliyor. Bu sonuç yukarıdaki düşüncemizi doğrular nitelikte, yani kasılım nasıl olursa olsun, kinetik veya statik fark etmiyor. İlk biyokimyasal adaptatif refleks hep aynı.
FAKAT! Yapılan ölçümlerde reseptör artış oranı % 25’ken beşinci günden itibaren artış yavaşlıyor ve yeniden harekete geçmek için daha değişik ve şiddetli kasılmalara ihtiyaç duyuyor. Antrenmanda kullanılan tekniklerin sürekli değiştirilmesinin ve şiddet eşiğinin yükselmesi bu açıdan da irdeleyiniz.
Yıllardan beri testosteron’un reseptör uyarıcı etkisi bilinmektedir. Diğer yönden birinci paragrafta belirttiğimiz gibi antrenman etkileri de göz ardı edilmemelidir.
Bamman ve çalışma grubu tek tekrarlık maksimal ağırlığın % 85’i ile şiddet prensipleri eşliğinde(supersets-giant sets-trisets vb.) yapılan çalışmalarda bir çeşit androjen reseptörü olan mRNA’da 48 saatlik yükselmeler gözlemlenirken, aynı ağırlığın % 50’si ile normal tekrar ve şiddet uygulanmadan yapılan çalışmalarda ise bu yükselim sadece 18-22 saat arası olmaktadır. Buradan şiddetin uyarımda ana etmen olduğunu yeniden anlıyoruz. Diğer yönden uyguladığımız şiddet prensiplerinin
bahsettiğimiz adaptasyon sürecine nasıl yansıyacağı da değerlendirmemiz gerekir.

Fiber yapısı etkileri: Bu noktada fiber yapısının etkilerine de değinmek istiyoruz. Bu konu üzerine yoğunlaşan araştırmaların birisinde dayanıklılık ve kuvvet atletlerinden oluşmuş iki grup ele alınıyor. Dayanıklılık atletlerinde androjen reseptörleri yavaş kasılımlı aerobic fiberlerde yoğunlaşırken, hızlı kasılımlı anaerobic adelelerde aynı şey gözlemlenmiyor. Kuvvet atletlerinde yavaş kasılımlı fiber tipinde reseptör yoğunluğu düşerken, hızlı kasılımlı liflerde artış görülüyor. Fakat çok ilginç ortak bir bulgu var. Her iki grubun da egzersizi takip eden bir saat içerisin de androjen reseptör yoğunluğunda düşüş gözlemleniyor. Bu büyük ihtimalle yoğun protein yıkımının bir sonucu ve bahsi geçen “adaptasyon dönemi “nin tetikleyicisi. Egzersiz sonrası metabolizmanın durumuna –Cortisol- başlıklı makalemizde daha detaylı ele alınmıştır.
Aynı konuyu hayvan deneyleri bazında değerlendirdiğimiz de ise karşımıza paradoksal bir olgu çıkıyor. Fareler üzerinde yapılan deneylerde en dikkat çekici olanlarından biri ise bize yukarıda incelediklerimizin tam tersini söylüyor. Tek bacağa istinaden yapılan yüklenmeden sonra bu bacaktaki reseptör oranları düşüş gösterirken (6) bu düşüş yükselmenin yedinci gününe kadar sabit gözlemlenirken, yedinci günün sonunda yapılan ölçümlerde bu bacaktaki reseptör yüzdesinin arttığı tespit ediliyor. 21. günde bu oran % 279’a çıkmış durumda! Yani dinlenme ve toparlanma arttıkça responsal etkiler de buna paralel gidiyor. Bu süre zarfına biz “adaptatif dönem “ diyoruz. Bu dönemin uzaması veya kısalması gerek farmakolojik gerekse supplement kullanımının profesyonel yaklaşımı ile belirlenir. İdman sonrası whey protein ve glutamine çözeltisi olan sporcuların adaptatif dönem uzunlukları almayanlara oranla %30 daha kısa. Bu % 30’luk oran yüksek görünmeyebilir ama uzun dönemde etkinliği yadsınamayacak bir oran. Ağır resistans antrenmanı sonrası 50 gr Whey-50 gr Casein -5 gr glutamine alan sporcuların almayanlara oranla daha anabolik metabolik değerlere sahip olduğu ve 6 saat boyunca bu etkinin sürdüğü ayrıca reseptör mekanizmalarının da daha etkin çalıştığı tespit edilmiş.
Yeri gelmişken tartışma konusu olan bir olguyu da ele almak istiyoruz. Yüksek şiddet egzersizlerinin ardından düşen testosteron oranlarının reseptör ilişkisi. Bu düşüş çok büyük oranda egzersiz esnasında kullanılan testosteron seviyelerinin bir sonucu bahsettiğimiz adaptatif dönemin tetikleyicisidir. Bu düşüş ilk dönem ne kadar katabol gözükse de aslında anabolik dönemin ilk habercisidir.
Deneysel örneklemeyle devam edelim bu örneğimiz şiddetin yararını göz önüne süren cinsten. Denekler 48 saat arayla alt vücut egzersizine tabi tutuluyorlar. Leg pres,Leg extention,Squat. Tüm egzersizler 1 tekrarlık maksimum kilonun % 75-80’i ile 3 set 8-10 tekrar üzerine kurulu. Kas biyopsileri antrenmana başlamadan önce ve 48 saat sonra alınırken.Kan örnekleri egzersizden hemen önce –hemen sonra ve 30 dakika sonra alınıyor. Deneyin sonunda androjen reseptörü m RNA ve
protein kullanım oranı ilk idmandan sonra % 40, ikinci idmandan sonra % 100 ve üçüncü idmanda % 202 artış gözlenmiş. Serum testosteron oranında ise % 30-40
oranında azalma var. Şimdi buradaki azalma büyük oranda idman esnasında kullanılan testosteron’la ilişkili ve reseptör aktivitesinin yoğunluğu da buradan kaynaklanıyor gibi gözükmektedir.(22)

ANDROJEN RESEPTÖR BASKILAYICILARI : ALKOL VE NİKOTİN ETKİLERİ

Androjen reseptörlerinin idman öncesi-esnası ve sonrasına ilişkin test verilerinin ardından dış faktörlerin etkilerine de değinmek istiyoruz.
Bu konudaki ilk deneyimizde 10 denek söz konusu. Bu deneklerin hepsi 2 yıl boyunca natürel ve ciddi antrenman yapmış 25-35 yaş arası eyalet seviyesi vücut geliştirme sporcuları. Hiç anabolizan kullanmamışlar fakat Avena Sativa-Tribulus gibi maddeleri ve diğer temel gıda desteklerini (protein tozu-amino-glutamine-creatine) düzenl ive bilinçli olarak kullanıyorlarmış. Deneyde kullanılan antrenman metodu her kas grubu için tek hareket ve 3 set 6 tekrar şeklinde olurken, tüm vücut tek günde çalışılıp ertesi gün dinlenme veriliyor. Pazartesi-Çarşamba-Cuma gibi .
İlk iki hafta tüm veriler normal olurken üçüncü hafta sporculara idmandan bir yarım saat önce alkollü çözelti veriliyor.Ve ardından antrenman yaptırılıyor. Antrenmandan hemen sonra-bir saat sonra ve ertesi sabah alınan kan örneklerinde son derece düşündürücü sonuçlar mevcut. Şöyle ki : Androjen reseptör yoğunluğu % 25-40 arası düşerken protein yıkımı normal idmanı takibe oranla % 40 yükseliyor. En dramatik düşüş serum glutamine rezervlerinde gözlemleniyor.
Bunun sebebi çok büyük ihtimal glutamine’in alkolden zara gören mide mukozasını koruma refleksi.
Buradan anladığımız üzere alkol ve alkollü çözeltilerin metabolizma üzerine etkisi iki yönlü negatif şekildedir,
a)Androjen harekelerini yavaşlatmaları,reseptör çalışım hızını azaltarak
b)toksit etki meydana getirip katabol prose yaratarak.(22)

Diğer yönden nikotin alımının yan etkilerinden birisinin serum testosteron seviyelerinde düşüş meydana getirmesi olduğunu biliyoruz. Oxford Brooks Üniversitesinde yapılan fare deneylerinde çiftleşme dönemindeki farelere nikotin enjekte edildiğinde üreme yeteneklerinin ve dölleme için gereken sperm sayısının düştüğü gözlemlenmiş.

SONUÇ

1-Andojen reseptörleri testosteron mekanizmasının sağlıklı çalışması için ana faktör. Reseptör aktivitasyonu düzgün işlemediği sürece problem çok ciddi.

2-Ergenlik döneminde reseptöral bozukluklar metabolizmanın gelişim prosesine negatif etki yapıp, sporcu adayının geleceğinde kötü rol oynayabilirler.

3-DHT bazlı steroidlerin yazımızda saydığımız sebeplerden ötürü prostat ve testis kanseri tahrik özellikleri çok yüksek. Özellikle genç yaş grubu için risk çok büyük.

4-Overtraining olgusunun önüne geçebilmek ancak uzman gözetiminde ve düzenli testlerle mümkün.

5-Egzersiz türü ve kas fiber yapısının reseptör hareketleri üzerinde etkileri var. Yüksek şiddet bu hareketleri arttırıyor.

6-Egzersiz sonrası beslenme tüm metabolizma için olduğu gibi reseptörlerin de sağlıklı çalışmasında ana faktör.Antrenman sonrası protein tozu/glutamine veya Amino asit/glutamine karışımları mutlaka ve en kısa yoldan alınmalıdır.

7-Myostatin kas ölçü-kuvvet kazanımını engelleyen en önemli faktör. Bu aktivitesini büyük oranda androjen reseptör kodlanımını yavaşlatarak/azaltarak yapıyor. Gen dopinginin temel taşlarından birisi olduğundan bu konuya önümüzdeki yazılardan birisinde geniş yer verilecek.

8-Sağlıklı reseptör aktivitesi için alkol ve nikotinden uzak durmak gerekiyor. Bu ikisi etkinliği kanıtlanmış baskılayıcılar.

9-L-Carnitine androjen konsantrasyonlarına etki ediyor.Fakat dozaj çok hassas ayarlanmalı.

10-Vücut geliştirme Bilim’in en çok hizmet ettiği spor.

Referanslar:

5- Inoue K, Yamakashi S , Fushiki T , Okada Y, Sugimoto E. Androgen receptor antagonist suppresses exercise-induced hypertrophy of skeletal muscle. Eur J Appl Physiol Occup Physiol 1994;69(1):88-91
31-Kim HS, Han SY, Kim TS, Kwack SJ, Lee RD, Kim EY, Seok Lh, Lee BM, Yoo SD, Park KL. No androgenic/anti-androgenic effects of bisphenol-A in Hershberger assay using immature castrated rats. Toxicol Lett 2002 Sep Sep 5: 135 (1-2):111-23
7-Beato M, Herrlich P, Shultz G, Steroid hormone receptors. Cell, 1995 Dec 15;83(6);851-7. Review.
25-Lee DK . Androgen receptor enhances myogenin expression & acceleretes differentation. Biochem Biophys Res Commun, 2002 Jun 7: 294(2) :408-13
4- Inoue K, Yamakashi S , Fushiki T , Okada Y, Sugimoto E. Rapid increase in number of androgen receptors following electrical stimulation of rat muscle . Eur J Appl Physiol Occup Physiol, 1993 ; 661 (2):134 -40
33- Fritz WA, Wang J, Eltoum IE, Lamartiniere CA, Dietary genistein down-regulates androgen and estrogen expression in rat prostate . Mol Cell Endocrinol 2002 Jan 15:186 (1) 89-99
27-Lu S, Simon MG, Wang Y, Hu S, Neural androgen receptor regulation : effects of androgen and antiandrogen. J Neurobiol, 1999 Deec : 41(4):505-12
39-Tamakhi T, UchiyamaS, Uchiyama Y, Akasuka A, Roy RR, Edgerton VR,. Anabolic steroids increase exc tolerance. Am J Physiol Endocrinol Metab ,2001 Jun, 280(6); E973-81
6-Lee wg, Mcclung J Hand GA, Caeson JA, Overload-induced androgen receptor expression in the aged rat receiving nandrolone deconate Eur J Appl Physiol 2003 March;94(3):1153-6
22-Willoughy DS, Taylor L. Effects of sequential bouts of resistance exercise on androgen receptor expression . Med Sci Sports Exc, 2004 Sep; 36(9) :1499-506
10-Astan E, Tezisci O. Professional bodybuilding archives 1980-2006 drugs/fatburning/L-Carnitine/effects